Perşembe, Ağustos 26, 2010

Giriş

Giris


Gelisme


Sonuc,
Girizgah bolumu disinda bende ne bi gelisme var ne de bi sonuca varma.. Annemin her yaklasan ayak sesini duydugumda bana yiyecek getirdigini dusunmemle, mesela simdi de elinde bi tabak barbunya oldugunu gormem bir oluyor. Ailemin yanindayken sicak bir yaz gununde buyuk bir ucagin kanatlarinin altindaki golgede oturuyor gibiyim. Ama anlamsiz ve bos gozlerle izliyorum etrafi. Her zaman o anlamli diger yanimla beraber dolasamiyoruz tabii. Ailemin yanina gelicegim zamanlar, 'tek basinaligin' yaninda promosyon olarak gelen agirbaslilik ve surekli dusunceye dalma hali, benimle gelmemeyi tercih ediyor. Ben de kabul ediyorum, onu Ankara'da birakiyorum. Zaten Susam bana yol arkadasligi yapiyor. Khacet yok. 


Ucaktan ara ara birileri inip yiyecek, icecek getiriyor iste, kapladigim alan icin de kira istemiyolar, eh yani..


Kredi karti borcum 2 senelik odenmeyen kablolu borcunun 4 kati. Susama surekli tembihliyorum ama cok kitap okuyor, mamasi da mutemadiyen bitiyor. Ona bi avukatin yaninda is bulmam lazim, kendi masraflarini  cikarmali. Ekranda gordugum meblagin bunyemde yarattigi kisa sureli sokun tesirini gecirmek icin yoga yaptim, sonuc olarak sokun ilk vurgunu yerini suresiz bir 'hassiktir' e birakti. Boylece ilk sonucuma ulasmis oldum. Demek ki elimde bi giris var bi de arada sirada duvarin arkasindan cikip nanik yapan sonuc. 


Evet bunu istiyorum zaten. biri telefonda konusur, ben o an oturuyor gibi gorunsem de kafamda olasiliklari degerlendiririm. Hep bir tanesine daha fazla yatirim yapip, spekulasyonlari da  inceledikten sonra, olmasi muhtemel olaylarin bir listesini cikaririm. Sonra o gelir bana telefon konusmasini anlatir, hala oturuyorumdur.


Hic trajedik degil. Kim soylemisti; hayat hissedenler icin trajedi, dusunenler icin eglencedir. Ben artik dusunuyorum, ve bu solitaire oynamaktan cok daha eglenceli. Ankarada'ki benle ortagiz bu oyunda, bazen hic yardimci olmaz gerci ama bazen de 'izle simdi' der ve egosunu atar ortalik yere. Oyle ya da boyle, biz artik yakamoz gordugumuzde kime hangi sevgi sozcuklerini fisildayacagimizi degil, ayin binbir parcaya bolunmus yuzunun ne zaman yuzmeyi ogrendigini dusunuyoruz. Dusunuyoruz ki variz ve mutluyuz. 


Bunun disinda kalanlar artik insan sacmasi geliyor. D, uretmemek icin bir cicek tarlasindan toplanip kulaga takilan duygu susleri. Ha bunu bu sekilde insanlarin yuzune soylemiyoruz, yaptigimiz isin ciddiyetini bozucak tepkiler vericeklerdir, hatta daha da fazlasi..Toplumsal statumuzu icerden alabora ettiysek de hala pazar sabahlari ekmek almaya ciktigimizda komsularla merhabalasma ihtiyaci duymamiz lazim. Gerci Ankara'da kalan yarim pek sevmez bole seyleri, yabanidir biraz. Ben durumu idare ediyorum iste. Bize gore edebiyat metinlerindeki o gelisme kisimlari iste bu sebeplerden oturu imha edilmelidir. Giris gelismez cunku ve sonuca da merdiven dayamaz. İlkokuldan beri bunu goren insanlar da mektepte ogrendiklerini tatbik etmek icin her anlattiklarini gelistirerek cikis cumlesine dal ve budak takiyorlar. Bir islik caliyorlar, butun kelimeler yarisarak geliyor. İste biz bunu gercekten hic tasvip etmiyoruz Ankarada'ki benle. Sebeple sonucu soylesinler, biz illiyet bagini sayet gerekliyse, kurariz.  Mesela benim buraya yazdigim her sey 1 haftalik dusuncelerimi gevis getirmekten bunalıp kusma istegimden ileri gelmektedir. Hepsi tabii ki bu kadar degil, susamin dusunusleri var, diger benin muhakemeleri var, 'etrafimda degil maalesef icimde yasayan' insanlarin zirvalari var, yolda gorduklerim, televizyonda izlediklerim, ac karnina dinlediklerim, okuduklarim vs vs, ama kafa karistirmaya gerek yok, genel hatlariyla agzimdan ziplayanlar bunlar. Gerisini, anlatirken yorulmamak icin degil sacmalamamak icin almiyorum bunyeme. Almiyoruz; susam, ben, diger ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder