Saat hep 22:10'da takılı kalacak diye korktum. Zaman geçmeli ki beni aramalısın.
Benden korkuyor musun acaba?
Saplantılı olduğumu düşünüyor musun? Saplandım mı?
Yakası geniş bir elbisenin ve ince bir boyunun beni düşündürmesi gibi, seni sıradan bir elbise, sıradan bir insan gibi düşünemiyorum.
İnsan kendi yaparmış bunu. Yemek yapar gibi.
Şimdi yağmur yağsa..
Süper kahraman olduğun düşüncesi. Beni paranoyakça değil aklı başında sevişin. Kendi paranoyamın yüzüme vuruşları.
İyi düşünen ve iyi olmasını dileyen bir sen,
ve ilk soru işareti ya da boşluğu en kötüsüyle dolduran ben.
Ne hastalıklı bir şey..
Hastalığım sana da bulaşır mı?
İyileşmem için senin bu yükü biraz alman gerek belki de benden.
Çok sıcak..Yağmur yağsa şimdi..
Film izliyorum. Yağmur yağıyor orda. "Roma'dayken hep önümden yürür, hızına ayak uyduramazdım. Ben de durur, onu arkasından seyrederdim. Omuzlarının hareketini, kalabalığa karışmasını, orada değilmişim gibi, neden bilmiyorum ama ağlayasım gelirdi. Sonra arkasını döner ve bana gülümser, ona yetişirdim."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder