Çeşidi ne olursa olsun bir ilişkinin ilk birkaç ayı önemliymiş. İnsan o aylarda verdiği tepkilerle, yansıttığı karakteriyle 'mim'lenirmiş. Yaptığı hatalar, taşkınlıklar, yaşadığı gel-gitler onun değişmeyen özellikleri sanılırmış.
Sonrasında durulmuş, kırılmış, susmuş, huzur vermiş..Önemli değilmiş. İlk anlaşmazlıkta 'zaten'le 'hep böyle oluyor' ile devam eden cümleler duyarmış.
Bırakmak istermiş o an. Arkadaşlık, sevgililik, dostluk ne içinmiş ki? Yanında olmaya çalışmak, onu dinlemek, ama ilk sıkıntıda kendisine anlatılan insanlarla aynı kefeye konmak.
'Hep öyle olsa' bile 'zaten' olsa bile tolore edilmesi gereken bir ilişkide nedenmiş ki bu tahammülsüzlük?
Nasıl bu kadar kolay, bir anda, bir kelimeyle itebiliyormuş karşıdakini öylesine içine çekmişken?
Sonrasında üzülmenin en samimi halini yaşarmış. Hayal kırıklığıyla gelen sessizlik..
İfade edemeyişler. Sıkışmışlık hissi. Her yerden önünün kapanması.
Samimiyetin en üzgün hali.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder